Selamlar tekrardan! İlk yazıda shifting'in ne olduğundan ve genel muhabbetinden biraz bahsetmiştik. Şimdi gelelim en çok merak edilen (ve en çok tartışılan) o büyük soruya: Shifting gerçekten bilimsel mi, yoksa tamamen kuantum hurafesi mi?
Ortalıkta "Kuantum fiziği bunu kanıtladı kanka" diye gezenler de var, "Sallamayın ulan öyle şey mi olur" diyen fen liseliler de. Gelin bu işin aslını astarını biraz kurcalayalım.
Mantıklı mı? Kağıt üstünde kulağa harika geliyor. Kuantum mekaniğinde gözlemcinin rolü, dalga fonksiyonunun çökmesi falan derken ezoterizmle fizik acayip güzel harmanlanıyor. Ama işin pratikteki gerçeği şu: Hiçbir fizikçi çıkıp "Evet kardeşim, bilincinizi Raven metoduyla Hogwarts frekansına sabitleyebilirsiniz" demedi. Yani kuantum fiziği çoklu evrenlerden bahsediyor evet, ama bu bizim zihnimizle kanepede yatarak başka bir boyuta ışınlanabileceğimiz anlamına gelmiyor maalesef.
İşte burası işin nöroloji kısmına giriyor. Bilim insanları ve uyku laboratuvarları şunu söylüyor: Biz uykuya dalarken veya uyanırken beyin dalgalarımız yavaşlar. Beta'dan Alfa'ya, oradan da Theta dalgalarına geçeriz. Bu evrede insan yarı uykulu yarı uyanık bir trans haline girer. Zihin hâlâ uyanık kalmaya çalışırken beden uyku moduna (REM paralizisine benzer bir gevşemeye) geçer.
İşte o anlarda beyin, etrafta yokluk hissettiği için kendi içinde inanılmaz canlı imgeler yaratmaya başlar. Lucid rüyalarda da tam olarak bu olur. Yani shifting esnasında hissedilen o "ben başka bir yerdeyim" hissi, beynin bu hipnotik ve derin gevşeme evresinde ürettiği hiper-gerçekçi bir simülasyondan ibaret olabilir mi? Çok yüksek ihtimalle evet.
Tarih boyunca insan zihni ve bilinci, tıpkı meditasyon, astral seyahat veya derin hipnozda olduğu gibi bilimin henüz tam çözemediği pek çok kapıyı araladı. Beyin dediğimiz organ o kadar acayip bir şey ki, kendisini gerçekten Hogwarts'ta olduğuna inandırırsa, salgıladığı hormonlarla, hissettiği duygularla sana oradaymışsın gibi bir deneyim yaşatabiliyor. Fiziksel olarak odadan ayrılmıyorsun belki ama zihinsel olarak yaşadığın o tatmin ve gerçeklik hissi %100 gerçek.
Hiç fen bilgisi veya psikoloji süzgecinden geçirdiniz mi bu olayı? Dökülün bakalım, fizikçileri ve filozofları buraya bekliyoruz!
Ortalıkta "Kuantum fiziği bunu kanıtladı kanka" diye gezenler de var, "Sallamayın ulan öyle şey mi olur" diyen fen liseliler de. Gelin bu işin aslını astarını biraz kurcalayalım.
"Kuantum" Deyince Akan Sular Duruyor mu?
Şimdi, işin içine "kuantum" kelimesi girince işin rengi değişiyor tabii. Havalı duruyor kabul ediyorum. Teoriye göre olay şöyle dönüyor: Çoklu evrenler (multiverse) hipotezi var ya hani, evrenin sonsuz alternatifleri olduğunu söyleyen o meşhur teori. İşte shifting'ciler de diyor ki; "Madem sonsuz evren var, her ihtimal başka bir gerçeklikte zaten yaşanıyor. Bizim bilincimiz de radyo frekansı gibi; frekansı ayarlayıp başka bir istasyona bağlanabiliriz."Mantıklı mı? Kağıt üstünde kulağa harika geliyor. Kuantum mekaniğinde gözlemcinin rolü, dalga fonksiyonunun çökmesi falan derken ezoterizmle fizik acayip güzel harmanlanıyor. Ama işin pratikteki gerçeği şu: Hiçbir fizikçi çıkıp "Evet kardeşim, bilincinizi Raven metoduyla Hogwarts frekansına sabitleyebilirsiniz" demedi. Yani kuantum fiziği çoklu evrenlerden bahsediyor evet, ama bu bizim zihnimizle kanepede yatarak başka bir boyuta ışınlanabileceğimiz anlamına gelmiyor maalesef.
Beynimizin Bize Oynadığı Oyunlar: Alfa, Theta ve Trans Halleri
Peki o zaman shifting yaparken hissettiğimiz o acayip şeyler ne? Karıncalanmalar, dönme hissi, yatakta sanki yukarı doğru çekiliyormuş gibi olma halleri?İşte burası işin nöroloji kısmına giriyor. Bilim insanları ve uyku laboratuvarları şunu söylüyor: Biz uykuya dalarken veya uyanırken beyin dalgalarımız yavaşlar. Beta'dan Alfa'ya, oradan da Theta dalgalarına geçeriz. Bu evrede insan yarı uykulu yarı uyanık bir trans haline girer. Zihin hâlâ uyanık kalmaya çalışırken beden uyku moduna (REM paralizisine benzer bir gevşemeye) geçer.
İşte o anlarda beyin, etrafta yokluk hissettiği için kendi içinde inanılmaz canlı imgeler yaratmaya başlar. Lucid rüyalarda da tam olarak bu olur. Yani shifting esnasında hissedilen o "ben başka bir yerdeyim" hissi, beynin bu hipnotik ve derin gevşeme evresinde ürettiği hiper-gerçekçi bir simülasyondan ibaret olabilir mi? Çok yüksek ihtimalle evet.
Bilim ile İnanış Arasındaki O İnce Çizgi
Şimdi buraya kadar okuyup "Yani shifting yalan mı diyorsun?" diyenler olacaktır. Durun hemen gaza gelmeyin. Bilim henüz bunu kanıtlayamadı ya da laboratuvara taşıyamadı diye bu tamamen "yok" demek anlamına gelmiyor.Tarih boyunca insan zihni ve bilinci, tıpkı meditasyon, astral seyahat veya derin hipnozda olduğu gibi bilimin henüz tam çözemediği pek çok kapıyı araladı. Beyin dediğimiz organ o kadar acayip bir şey ki, kendisini gerçekten Hogwarts'ta olduğuna inandırırsa, salgıladığı hormonlarla, hissettiği duygularla sana oradaymışsın gibi bir deneyim yaşatabiliyor. Fiziksel olarak odadan ayrılmıyorsun belki ama zihinsel olarak yaşadığın o tatmin ve gerçeklik hissi %100 gerçek.
Söz Sizde Millet!
Siz ne diyorsunuz bu işe? "Kanka bırakın kuantumu, tamamen beyin simülasyonu ve lucid rüya bu" diyenlerden misiniz, yoksa "Yok ya, kuantum fiziği henüz bizim bildiklerimizden ibaret değil, ben bilincin gücüne inanırım" diyenlerden mi?Hiç fen bilgisi veya psikoloji süzgecinden geçirdiniz mi bu olayı? Dökülün bakalım, fizikçileri ve filozofları buraya bekliyoruz!