Bilimsel Perspektiften Shifting: Beyin Dalgaları ve Bilinç Boyutları

admin

Administrator
Yönetici
Kurucu
Üye
Selamlar herkese! Önceki yazılarda "Shifting nedir?" dedik, "Kuantum fiziğiyle falan alakası var mı?" diye masaya yatırdık.

E madem öyle, bugün biraz daha derine inelim ve işin tam mutfağına, yani beyin dalgalarımıza ve bilincin o acayip katmanlarına bakalım. Bilim bu işe tam olarak nereden bakıyor, beyin dalgalarımız nasıl değişiyor, gelin beraber inceleyelim.

Beynimizin Elektrik Santrali: Dalgalar Ne Alemde?​

Öncelikle şunu bilmek lazım: Biz şu an bu yazıyı okurken, ben yazarken, dışarıda kahve içerken beynimiz pür dikkat Beta dalgaları yayıyor. Beta; uyanık, aktif, analitik düşünen ve dış dünya ile tamamen senkronize olan zihin halidir. Yani kafamız tam anlamıyla "burada ve şimdi"dir.

Ama shifting denemelerine oturduğumuzda, ışıkları kapatıp gözleri kapadığımız anda zihnin o hızlı çarkları yavaşlamaya başlar. İşte oyun tam burada kopuyor:

  • Alfa Dalgaları: Gözlerini kapattın, hafifçe gevşedin, hayal kurmaya başladın. İşte o huzurlu, hafif trans hali Alfa dalgasıdır. Zihin hâlâ kontroldedir ama dış dünyayla bağ hafifçe gevşemiştir.
  • Theta Dalgaları: İşte shiftingcilerin (ve derin meditasyon yapanların) en çok takıldığı o kutsal bölge! Theta; uyku ile uyanıklık arasındaki o bulanık sınırdır. Hayal gücünün en üst düzeye çıktığı, bilinçaltının kapılarının ardına kadar aralandığı, rüya görmekle uyanık olmak arasındaki o deli eşik.
Shifting yaparken bilincimizi Beta'dan alıp zorla Theta dalgalarına (hatta derinlerde Delta'ya) sabitlemeye çalışıyoruz aslında. Zihin uykuya geçiyor ama bilinç "Yok usta ben uyanığım, Hogwarts'a gidiyorum" diye direnip direksiyonda kalmaya çalışıyor.

Bilincin Boyutları: Gerçekten Başka Bir Yere mi Gidiyoruz?​

Şimdi bilimsel açıdan baktığımızda, "bilinç" dediğimiz şey hala tıbbın ve nörolojinin çözemediği en büyük sırlardan biri. Tam olarak nerede üretiliyor, fiziksel bedenden bağımsızlaşabilir mi, henüz net bir cevabı yok.

Ama psikolojide ve nörobilimde "altered states of consciousness" (değişmiş bilinç halleri) diye bir gerçek var. Hipnoz, derin meditasyon, şamanik translar veya lucid rüyalar... İnsan zihni,Theta dalgalarındayken dış dünyadan gelen uyaranları (ses, dokunma, sıcaklık) yavaş yavaş keser. Dış dünyayı algılayamayan beyin, içeride kendi evrenini yaratmaya başlar.

Script yazarken zihnine yüklediğin o detaylar (kokular, dokular, sesler) Theta halindeyken beynin sinir ağları tarafından adeta gerçekmiş gibi işlenir. Yani sen fiziksel olarak yatakta yatıyorsun ama beyin, yarattığı o simülasyonu o kadar kusursuz bir gerçeklikle işliyor ki, senin bilincin orayı %100 "gerçek" olarak etiketliyor.

Beyin Kendi Gerçekliğini Kendi mi Yaratıyor?​

İşin en büyüleyici (ve bir o kadar da kafa açıcı) kısmı şu: Beynimiz için gerçek ile hayal arasındaki çizgi çok incedir. Limonu gözünün önüne getirip ısırdığını hayal ettiğinde nasıl ağzın sulanıyorsa, zihnin de inandığı her şeyi fizikselmiş gibi deneyimleyebilir.

Shifting esnasında yaşanan o "ben bedenimden koptum, başka bir boyuta geçtim" hissi, bilincin bu olağanüstü esnekliğinden kaynaklanıyor. Bilincin boyut değiştirmesi dediğimiz şey belki de başka bir evrene ışınlanmak değil; beynin kendi içindeki o sonsuz evren simülasyonuna tam yetkiyle giriş yapmasıdır. Kim bilir, belki de dışarıda aradığımız o çoklu evrenler zaten zihnimizin en derin odalarında saklıdır.

Söz Sizde, Beyin Timi!​

Ne diyorsunuz bu nörolojik açıklamalara? Shifting dediğimiz olay tamamen beyin dalgalarını hackleyip rüya ile uyanıklığı birleştirme sanatı mı, yoksa bilinç dediğimiz şey bu dalgaların çok daha ötesinde bir şey mi?

Hiç deneme yaparken o Theta dalgasına geçtiğin o "boşluk" hissini yakaladınız mı? Gelin, beyin fırtınasını burada koparalım! :D
 

Konuyu Görüntüleyenler

Geri
Üst