Shifting Yapmak İçin İnanmak Şart mı? İnançsız Biri Shift Olabilir mi?

admin

Administrator
Yönetici
Kurucu
Üye
Selamlar millet! Bugün shifting dünyasında sıkça tartışılan, yeni başlayanların kafasını en çok kurcalayan o kritik soruya odaklanıyoruz: Shifting yapmak için inanmak şart mı? Yoksa en ufak bir şüphe duyan, "Acaba yalan mı?" diyen biri de bu deneyimi yaşayabilir mi?

Sosyal medyada dolaşan rehberlere bakarsanız "Eğer %100 inanmazsanız, şüphe ederseniz asla başaramazsınız, bütün enerjiniz çöpe gider" gibi katı kurallar görürsünüz. Gelin bu kuralcılığı biraz masaya yatıralım ve işin gerçeğini psikoloji ve zihin süzgecinden geçirelim.

"İnanmak Başarmanın Yarısıdır" Efsanesi​

İşin aslına bakarsanız, herhangi bir konuda (ister meditasyon olsun, ister spor, ister yeni bir beceri) motive olmak ve o işe odaklanmak işi kolaylaştırır. Shifting özelinde de "Ben bu zihinsel simülasyonu yaşayabilirim" inancı, zihnin direncini kırar ve odaklanmayı hızlandırır.

Ancak buradan yola çıkıp "Eğer kafanda tek bir soru işareti varsa asla shift olamazsın" demek insanları inanılmaz derecede kasıyor. İnsan zihni şüphe etmeye, mantık aramaya ve sorgulamaya programlanmıştır. "Acaba bu beyin simülasyonu mu yoksa gerçek mi?" diye düşünmek çok normaldir. Bu şüpheler seni otomatik olarak başarısızlığa mahkum etmez.

İnançsız Biri Shift Olabilir mi?​

Eğer shifting'i tamamen zihinsel bir odaklanma, alfa-theta dalgalarını yönetme ve script yazma süreci olarak ele alırsak; buradaki "inanç" dini veya dogmatik bir iman meselesi değildir. Bu daha çok zihnin kurallarına ve hayal gücünün gücüne teslim olabilme becerisidir.

Sen "Ben bu işe inanmıyorum, safsata lan bu" diye önyargıyla oturursan, zihnin zaten sürekli bir savunma mekanizması geliştirir, kendini kasar ve o gevşeme evresine (Theta dalgalarına) asla geçemezsin. Çünkü beyin kasılmıştır. Ama "Bakalım zihnim bu simülasyonda neler yapabiliyormuş, bir deneyeyim" diyerek merakla ve esnek bir kafayla yaklaşırsan; inançlı olmasan bile o derin odaklanma ve deneyim halini yaşayabilirsin. Yani kilit nokta körü körüne inanmak değil, zihni serbest bırakmayı bilmektir.

Plasebo Etkisi ve Zihnin Kandırılması​

Aslında buradaki mekanizma büyük ölçüde plasebo etkisine benzer. İlaç olmadığını bildiğin halde şekerli bir hapın seni iyileştireceğine inandığında beyin nasıl iyileşme sinyalleri üretiyorsa, shifting'de de zihnine o senaryonun gerçek olduğunu kabul ettirdiğinde beden o tepkileri vermeye başlar. Şüphe duysan bile, o anki odaklanma şiddeti o kadar yüksek olur ki beyin dış dünyayı unutup içerideki dünyaya inanmayı seçer.

Kulakları Size Kabartıyoruz!​

Siz bu konuda neredesiniz? İlk denemelerinizde "Ya bu tutmazsa" diye şüpheyle mi yaklaştınız, yoksa kafadan tamamen inanarak mı masaya oturdunuz? Şüphelerinizi nasıl yendiniz, dökülün bakalım! :D
 

Konuyu Görüntüleyenler

Geri
Üst